ARABULUCULUK
Arabuluculuk
Arabuluculuk, tarafların bir uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan veya yargılama sürerken, tarafsız ve uzman bir arabulucunun yardımıyla karşılıklı görüşmeler yoluyla çözmelerini sağlayan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bu yöntemde karar, taraflara ait olup; arabulucu, iletişimi kolaylaştırarak tarafların ortak bir çözüme ulaşmasına destek olur.
Arabuluculuk süreci, gizlilik esasına dayanır ve gönüllülük ilkesi çerçevesinde yürütülür. Taraflar süreci diledikleri aşamada sonlandırma özgürlüğüne sahiptir. Sürecin sonunda varılan anlaşma tutanağı, belirli koşulların sağlanması hâlinde mahkeme ilamı (kararı) niteliğinde ve icra edilebilir bir belge hüküm ve sonuçlarını doğurur.
Türk hukukunda bazı uyuşmazlık türlerinde arabuluculuğa başvurulması, dava açılabilmesi için zorunlu bir ön koşuldur (dava şartı arabuluculuk). Ticari uyuşmazlıklar, işçi-işveren alacakları, tüketici uyuşmazlıkları ve kira ilişkisinden doğan bazı uyuşmazlıklar buna örnek gösterilebilir. Bunun yanında taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri birçok konuda ihtiyari (isteğe bağlı) arabuluculuğa da başvurabilir.
Arabuluculuğun sunduğu başlıca avantajlar arasında; uyuşmazlığın daha kısa sürede çözülmesi, yargılama masraflarına kıyasla daha düşük maliyet, sürecin gizli yürütülmesi ve tarafların aralarındaki ilişkiyi koruma imkânı yer alır.
Arabuluculuk kavramı en genel hali ile “özel hukukun alanına giren sınırlı bir uyuşmazlıkta tarafların, üçüncü bir kişinin hakemliğinde sorunlarını çözüp anlaşmaları” olarak tanımlanabilir. İşte bu üçlü ilişkide hakemlik yapıp tarafların anlaşmalarını sağlayan kişiye de “Arabulucu” denmektedir. Burada altının çizilmesi gereken önemli başka bir konu da arabuluculuk uygulamasına sadece özel hukukun bazı alanlarında başvurulabileceğidir. İdari yargıda arabuluculuk uygulaması yoktur. Ceza Hukukunda yine bazı suç tipleri için sınırlı bir şekilde uygulanan “Uzlaşma” kurumunun da özel hukuktaki arabuluculuk uygulamasının -çeşitli farklarına rağmen işlevi itibariyle- bir nevi muadili olduğunu söyleyebiliriz.
Arabuluculuk kurumunu kendi içinde “zorunlu arabuluculuk” ve “ihtiyari arabuluculuk” olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür:
Zorunlu Arabuluculuk
Bu arabuluculuk türü, belirli özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde taraflar arasındaki sorunları etkili ve hızlı bir şekilde çözmeyi amaçlayan, aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü azaltmak adına dava yoluna başvurmadan önce arabuluculuk sürecini zorunlu kılan bir hukuki mekanizmadır. Yani, bu tür uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak, adeta bir dava şartı niteliği taşımaktadır. Eğer bu tarz durumlarda arabuluculuk yoluna gidilmeden doğrudan dava açılırsa, ilgili dava, dava şartının eksikliği nedeniyle reddedilecektir. Hukukumuzda arabuluculuğun zorunlu olduğu uyuşmazlıklar şunlardır:
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, maaşlar vb.) ile işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 1/1/2018 tarihi itibariyle, dava şartı haline getirilmiştir.
- 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü hakkında Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.
- 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna 73/A maddesi olarak eklenen hüküm ile tüketici mahkemelerine açılacak olan tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda arabuluculuğu dava şartı haline getirilmiştir.
- Son olarak 7445 sayılı kanun gereğince 01.09.2023 tarihinden sonra kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkların (kira alacağı davası, tahliye davaları ve kira bedeline ilişkin tespit davaları gibi) çözümünde dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu hale gelmiştir.
İhtiyari Arabuluculuk
Bu arabuluculuk türü ise, taraflar aralarında bir arabulucuya gitme zorunluluğu olmamasına rağmen, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir sorunun çözümü için arabuluculuk sürecini tercih etmeleri durumunda söz konusu olur. Bu yol, uyuşmazlıkların daha etkili, hızlı ve uzlaşmacı bir şekilde çözülmesine olanak tanır. Bu duruma örnek olarak, maddi manevi tazminat talepleri, miras paylaşımı, sigorta alacağı veya bir sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar gösterilebilir.
